LİMİTSİZ OLMAK - (KADIN KÜREKÇİLER 14)
![]() |
| Sezin Kotra Hakem Botunda |
Limitsiz olma fikri ilk başta
çok iddialı, veya korkutucu gelebilir. Ama bu limitsiz olma durumunu, körü
körüne bir rekabet veya kendini yıpratmakla ilgili bir kavram olarak
kullanmıyorum. Limitsiz olmak sadece uzayda pozitif veya negatif büyüme ve
küçülmelerden farklı ve daha geniş bir anlam taşıyor. Limitsiz olmak geçen
yazıda da bahsettiğim üzere 0 noktasına yaklaşmak, yaratıcı bir boşluğu her
zaman bulabilmek ile ilgili felsefi bir kavram.
| Beşiktaş 4 çifte Kadın Takımı 1991-1993 |
Kadınların genellikle birden
fazla işi aynı anda organize edip, yürütebilme becerisinin erkeklere göre daha
fazla olduğunu söylüyor uzmanlar. Pek çok kadın kendisini gerçekten de işte
böyle limitsiz hisseder. Kariyerlerini yürütürken, yardım derneklerinde çalışıp
aynı zamanda ebeveynlik vazifelerinden de geri kalmayan arı gibi çalışkan
kadınlar var.
| Beşiktaş 2 çifte Kadın Takımı 1991-1993 |
Limitsiz olduğunuz duygusu kürek gibi dayanıklılık geliştirilmesi
gereken sporlarda da gelişiyor. Craig Lambert kitabında “ kürek çekmek insanın
performans limitlerini aşmayı araştırdığı bir araçtır” diye tanımlamış.
Gerçekten de bunu kendimde deneyimlediğim için biliyorum. Her ergometre
antrenmanına oturduğumda veya her yarışta son seferinden daha iyi yapabilirdim
duygusu hakim oluyor. Her kürekte her pala hazırlayışta daha güzel daha temiz
yapabilirdim duygusu sonsuz bir arayışla geliyor ve bu sizde limitsizlik hissi
yaratıyor. Burada bahsi geçen dünya rekoru kırmak veya en hızlı en güçlü
olmaktan ziyade, 1 ve 0 arasında sonsuz bir ondalık kırılım bulunması ile
ilgili. Limitsiz bir yaratıcılıkla yeniliklere açık olmakla ilgili. Limitsiz
hayalleriniz uğrunda pes etmemekle ilgili.
| Beşiktaş Kadın Kürek Takımı 1991-1993 |
Sezin Kotra işte böyle sıcak ve
akışkan iken her şekle girebilecek olan limitsiz bir maden (kumun sıvı hali diye
tanımlanabiliyor) cam ile tasarımlar yapıyor. Son cam tasarımı tek silahı sevgi olan "Savaşçı Kadın” Kıyafeti. Uluslararası Denizli Cam Bienali’nde en çok ilgi
çeken giyilebilir tasarımlardan biri oldu. Tasarımı endüstri tasarımcılarını
kıskandıracak kadar başarılı. Ben de hemen kürekçiliğe pay çıkarıyorum tabii .
İşte! kürek çeken insanın hünerli elleri olur, alet kullanma ve tasarım yapma,
çözüm üretme becerisi gelişir diye düşünüyorum. Limitsiz bir kadın, limitsiz bir
maden, limitsiz bir yaratıcılık ve limitsiz bir tasarım.
| Tek Silahı Sevgi Olan "Savaşçı Kadın" Sezin Kotra 2021 Uluslararası Denizli Cam Bienalinde Kendi Tasarımı ile |
Cam Dünyada ateşin
ısısı ile gelişen 5000 yıllık bir endüstridir diye kitabına başlıyor Prof. Önder
Küçükerman. Tarih boyunca kullanılmadığı yer, girmediği şekil kalmamış. Hem
işlevi, hem tasarımı ile yapabilecekleriniz sonsuz. Ama sonsuzluğu arayabilmek .
İşte o kürekçilere özgü belkide. (Cam ile ilgili merak ettikleriniz için Şişe
Cam’ın hazırlattığı güzel bir kitap tavsiyesini yazı sonuna ekledim. Yine bu
konuyla ilgili Mine Kültür Evi’nin hem Prof. Önder Küçükerman ile hem de Dr. Oya
Akman ile gerçekleştirdiği seminerleri tekrarları olursa kesinlikle kaçırmayın,
tavsiye ederim) . Sezin Kotra'nın diğer cam tasarımlarına 'Pozitif Cam Atölyesi' üzerinden ulaşmanız mümkün. Yazı sonunda instagram linkini bulabilirsiniz.
Limitsiz bir maden ile uğraşan bu limitsiz kadın hakemimizle
tabiyatıyla hakemlikle ilgili de sohbet ettik. Hakemliği de çok severek
yaptığını dile getiriyor. Bu blogun kürekçi olmayan okurları için kısaca
bahsedelim. Bir yarış sırasında birden fazla farklı görevde hakem var. Yarış
teknelerinin, küreklerinin, sporcuların ekip bütünlüğü ve yarış şartlarına
uygunluğunun kontrolünü, iskeleye inişlerini ve çıkışlarını kontrol eden
‘Kontrol Komisyonu Hakemleri’, ekiplerin aynı hizada çıkış yapmasını sağlayacak
‘Sıralayıcı Hakemler’, tüm ekiplerin aynı anda çıkışını sağlayan ‘Başlatıcı
Hakemler’, yarışın adil olarak süre gelmesi ve tamamlanması için görevli ‘Takip
Hakemleri’, yarışın başlangıç ve bitiş arasındaki süreyi çeşitli sistemlerle en
ince salisesine kadar fotofiniş, kamera gibi çeşitli tekniklerle belirleyen ve
raporlayan ‘Varış Kulesi Hakemleri’ bulunuyor. Hakemlerin dışında yarış parkuru
boyunca parkur dışında belirli mesafelerde acil durumlarda ekiplere sağlık ve
güvenlik anlamında görevli profesyonel güvenlik ekipleri biz sporcuların
emniyeti için görev başında oluyorlar. Biz yarışçılar 5-10 dakika içinde
yarışımızı bitirip sohbete veya dinlenmeye geçeriz ama hakemler yarışlar devam
ettiği üç gün boyunca güneş, yağmur soğuk sıcak demeden, kürekçilerin emeklerine
değer vererek yarışların adil ve tüm sporcuların emniyette olması için pür
dikkat gönülden çalışıyorlar.
Sezin Hanım, bir kürekçinin o yarışa gelirken ne
kadar çok emekle çalıştığını, yarış sırasında ne kadar heyecanlı olduğunu
biliyoruz, bu nedenle en doğru kararları alabilmek için son derecece titiz ve
dikkatle çalışıyoruz. Bu da stres yaratan bir görev diye belirtiyor. Gerçekten
aslında tam bir gönüllülükle ve aşkla yapılan bir iş olduğunu anlatıyor. Başlama
çizgisi, hakem bayrağının inişini, çık komutunu veya yeşil ışığı beklediğiniz o
an gerçekten hareketsiz olduğunuz halde nabzınızın 150 ye çıktığı nokta, en
iyisini yapmak için motivasyonunuzu yüksek tutmaya çalışıp, elinizin ayağınızın
titrediği yer. Yarışçının heyecanını
anlayan hakemlerin sakin duruşu bizler için çok kıymetli.
Bir yarışta biz
kürekçiler ekip arkadaşımıza tam emanet duygusu ile güvendiğimiz gibi,
hakemlerimize de tam adil takip edilen bir yarışla ilgili tam güvenerek, o
yolculukta sporcular ve hakemler birlikte beraberiz.
Tüm kulvarlarda enerji ve
heyecan tavandayken kürekçiler ve hakemler soğuk kanlı görünüşlerinin ardında
gümleyen yürekleri ile o sınırda birlikte beklemekteyiz. Her yarışın başında o
yolculukta ne olacağı ile ilgili belirsizliğin heyecanı ve her yarışın sonunda
biraz daha iyisi olabilirdi diye limitsizlik duygusu.
Bu döngü sizi yaşamda
canlı, aktif ve yaratıcı tutan bir enerji. Tüm firmaların, ülkelerin,
sanatçıların, bilim adamlarının mumla aradığı itici güç. Ben o yüzden sürekli
tüm okullarda kürek takımları olmasını, şirketlerin kürek takımları kurmalarını
şiddetle tavsiye ediyorum. Bu model, herkesin kazanacağı bir model çünkü.
Merkez
Hakem Kurulunda kadın hakem sayımızın artmakta olduğunu Sezin Hanım’dan
öğreniyorum. Görev alan kadın hakem sayısının artmasına yönelik önümüzdeki yıl
için hedefler konulmuş. Bunlar güzel haberler. Ümit ediyorum ki FISA
uluslararası hakem sayımızda böylelikle yakın zamanda artacak ve hakemlerimiz
bizi uluslararası yarışlarda daha fazla temsil etmeye başlayacaklar. Benim
Kopenhag’da ilk katıldığım uluslararası master kürek yarışlarında görevli Türk
hakemlerimiz olduğunu hatırlıyorum. Çok gurur verici idi.
Limitsiz kadın, Sezin
Kotra ile daha çok kadını kürek sporuna nasıl çekebileceğimiz üzerine sohbete
devam ediyoruz. Sezin Kotra şöyle belirtiyor: ” ...Kürekçilik özünde denizci
olmayı barındırıyor ve bu insanlara geniş bir vizyon, yüksek disiplin ama
yumuşak ve olgun insan olma konusunda yardımcı oluyor diye belirtiyor. Azmin
inattan daha önemli olduğunu size öğretiyor diye vurguluyor. Kürekçiler genç
yaşta hayata hazır hale gelirler, zinde ve fit olmanın en limitsiz enstrümanı
diye de belirtiyor. Kadın kürekçi, fit, güzel, çekici, güçlü ve limitsizdir. Bu
sizi özel ve farklı kılar diye belirtiyor.
Ben de buradan yine çağrı yapmak
istiyorum. Kadınlar dünyada 1900 lerden beri kürek çekiyorlar. 1951 yılından
beri uluslararası yarışlara katılıyorlar. Olimpiyatlara 1976 yılından beri 8 tek
kategorisi dahil katılıyorlar. Biz de tüm kategorilerde kadın yarışçı
çıkarabiliriz. İki çiftede Dünya şampiyonu olan Mervenur Uslu, Elis Özbay, İki
tek kategorisinde Avrupa üçüncüsü olan Aslıhan Naran Akkay ve Ruken Ülgey,
Avrupa şampiyonasında yine iki tek kategorisinde ikinci olan Ebru Akınal ve
Nigar Hatun Demiroğlu gibi sporcularımız bunu bu yıl çok güzel ispat ettiler.
Ben bizim kadınlarımızın hepsinin doğuştan olgun, yumuşak, azimli, uyumlu ve
limitsiz olduğuna inanıyorum.
Şimdi sıra daha fazla beklemeden 8 tek kadın
takımlarını kurmakta ... hakemlerimiz bizden sabırsız bizi bekliyor. Haydi Kürek
Çekmeye ...
*A 500 years’ Heritage in Istanbul, The Turkish Glass Industry and
Şişe Cam, Prof. Önder Küçükerman

Yorumlar
Yorum Gönder