Kayıtlar

ATAMIZIN İZİNDE YILMADAN

Resim
Bir iki yıldır üzerinde düşünüp okuduğum iki kavram var. Çılgınlık ve Yorgunluk. Bu iki kavram somut gibi dursalar bile aslında subjektif tarafları olduğu görülüyor. Örneğin çılgınca işler gibi görünen diğer deyişle akıl almaz işler diyelim; uzun mesafe meydan okumalar var. Özellikle ilerleyen yaşlarda yapılan Iron Man- Iron Woman yarışları, Erden Eruç gibi Dünyayı solo olarak kas gücüyle dolaşmak, Everest Zirvesine tırmanmak, Ali Rıza Bilal’in solo Antarktika yolculuğu veya Aralık ayında Bahadır İşseven ile katılacakları Atlantik iki çifte yarışı gibi. Bunları ulaşabildikçe anlatabilmeye devam etmek istiyorum. Bu hikayeler gözünüze ilk bakışta büyük çılgınlıklar gibi geliyor. Bir de hayatın içinde alışılagelmiş görünen sizi yılgınlığa götüren ve aslında çılgınlık olduğunu fark etmediğiniz işler var. Her sabah İstanbul trafiğinde Anadolu Yakasından Avrupa yakasına arabayla geçmek veya iş çıkış saatinde metrobüse Zincirlikuyu’dan binmeye çalışmak. Akıl almaz ama doğallaştırılmış işler. ...

BİR MİLYON 500 BİN DEFA MEYDAN OKUMAK

Resim
BİR MİLYON 500 BİN DEFA MEYDAN OKUMAK Bazılarının yaşadığını hissetmek veya onu anlamlandırmak için farklı yolları oluyor, bize göre macera gibi görünen ama onlar için yaşam biçimine dönüşmüş yollar bunlar. Örneğin okyanusları solo gezen 18 Guinness rekoru sahibi Erden Eruç gibi veya Kutup Fatihi Ali Rıza Bilal gibi. Şimdi yeni bir yolculuk haberi dolaşıyor yine. 2027 yılı Atlantik Kürek Yarışı na iki çifte kategoride katılmak üzere iki Türk sporcumuz; Bahadır İşseven ve olimpiyatlarda kürek sporundaki ilk temsilcimiz olan Ali Rıza Bilal birlikte hazırlıklara başladı.   Lakapları milli takımdayken ikizler olan iki eski milli kürekçi, iki eski sıkı dost ile online buluşabildim. Bana zaman ayırıp bu keyifli söyleşiye olanak sağladıkları için teşekkürü yazının başında şimdiden söylemek istiyorum.    ARB Macera Yarışlarında Ali Rıza Bilal ve Bahadır İşseven   Sanırım kürek çeken herkes bu iki inanılmaz sporcuyu tanıyordur. O yüzden yazıya önce yarıştan bahsederek başlay...

KÜREKTE “ELVEREN AİLESİ” VE BİR ZAFER DESTANI

Resim
Hanife Elveren Madalyalarıyla (1999) Neredeyse dört yıldır söyleşi yapmak istediğim küreğe 3 nesil hizmet etmiş bir ailenin üyesi olan Hanife Elveren ile sonunda buluşma fırsatı oldu. Kocaeli Başiskele’de deniz kenarında çaylarımızı içerken onu dinliyorum. O kadar uzun soluklu bir hikâye ve o kadar çok memleket halimiz ile ilgili farklı temalar arasında kayıyoruz ki neresinden başlasam ana temayı nereye oturtsam epey zorlanıyorum bu sefer. O yüzden bu sefer tek bir tema olmayacak bu hikâyede; ana tema ve alt temalar olacak. Umarım yormayacağım okuyanları.  YOKUŞ YUKARI BAŞLAYAN YAŞAM   Elveren ailesi nesillerdir deniz aşığı ve geçimini de denizden sağlayan bir aile. Büyük dedelerinin körfezde kum taşımakta kullandığı kürekli kum tekneleri var. O dönemde körfez etrafında yerleşim yok. Kumu bir yakaya taşıdıktan sonra dönüşte de bazen yolcu taşıyorlar. Dedeleri Çanakkale Savaşında duyma yetisini kaybeden bir gazi. II. Dünya Savaşı yılları ülkemizde ciddi bir yokluğun yaşandığı y...